Belki de madde kullanımı, geçmişi bugünün içinde susturma çabasıdır. Ancak bu çabanın ironisi şudur: Geçmişi bastırmaya çalışırken, insan çoğu zaman bugünü de onunla birlikte kaybeder.
Bağımlılık tedavisi, yalnızca farmakolojik ajanlarla yapılan detoksifikasyonla sınırlı kaldığında, çoğu hasta için süreç eksik kalır. Klinik pratikte sıkça karşılaştığımız bir durumdur bu. Fiziksel arınma sağlanır; ancak kişi hayata yeniden nasıl bağlanacağını bilemez. İşte tam bu noktada nüksler devreye girer.
“Nüks, bağımlılığın doğasında vardır” denir. Bu ifade yanlış değildir, ancak eksiktir. Çünkü her nüks, aynı zamanda eksik kalan bir parçayı da işaret eder. Çoğu zaman bu eksik; bireyin kendini ifade edebileceği, ait hissedebileceği ve yeniden anlam kurabileceği bir alanın yokluğudur. Rehabilitasyonun önemi de tam olarak burada ortaya çıkar.
Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM biriminde yıllardır yürüttüğümüz çalışmalar sırasında şunu net biçimde gördük: Hastalar yalnızca tedavi edilmek değil, anlaşılmak ve kendilerini ifade edebilmek istiyor. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak, bağımlılığı konu alan tiyatro çalışmaları gerçekleştirdik. “Ayağındaydı Başım”, “Hayat Birlikte Güzel” ve son olarak sahnelenen “Ne Söylesem” bu sürecin ürünleri oldu.
Bu oyunlarda sahneye çıkanlar sadece bir rolü canlandırmadı. Kendi hikâyelerini, kırılganlıklarını ve yeniden ayağa kalkma çabalarını görünür kıldılar. Sahne, onlar için bir anlatma, yüzleşme ve yeniden kurma alanına dönüştü.
Elbette tiyatro, bağımlılık tedavisinde tek başına bir çözüm değildir. Böyle bir iddia ne bilimsel ne de klinik gerçeklikle örtüşür. Ancak doğru hasta grubuyla, gönüllülük esasına dayalı ve sürekliliği olan çalışmalar içinde, tiyatronun güçlü bir psikososyal müdahale aracı olabileceğini defalarca gözlemledik.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, bu tür yaklaşımları sistematik hale getirebilmek ve daha geniş kitlelere ulaştırabilmektir. Belirli bir program dahilinde sürdürülen çalışmaların, erken remisyon ve tam remisyon süreçlerine anlamlı katkılar sağlayabileceğine inanıyorum.
Bağımlılıkla mücadelede yeni yollar aramak zorundayız. Çünkü klasik yöntemler çoğu zaman yetmiyor. İnsan yalnızca tedavi edilerek değil; görülerek, duyularak ve kendini ifade edebileceği alanlar bulduğunda değişiyor.
Belki de bir gün, sahne gerçekten de tedavinin bir parçası haline gelir.