Ameliyat Bilmeden Doçent Cerrah, Hasta Takibi Bilmeden Doçent Klinisyen

Doçent olmak için yaptığınız yayınlardan oluşan bir dosya hazırlayıp belirlenen jüri üyelerine bu dosyayı sunmanız gereklidir. Beş kişilik bu seçici kurul üyeleri yayınlarınızı değerlendirmekte, üç üyenin olumlu değerlendirmesi sonucu doçent unvanı alınmaktadır.

Anlaşılacağı gibi doçent olmak için hasta pratiği bilmek gerekmemektedir. Hazırladığınız bilimsel yayınlarınız daha önce belirlenen belli bir puanının üzerine çıktığı takdirde doçent olabilirsiniz. Diğer bir deyişle cerrahi bir alanda çalışıyorsanız sizin doçentlik seviyesinde iyi ameliyat yapmanız sorgulanmamaktadır.

Dahili bir alanda klinisyen olarak çalışıyorsanız doçentlik seviyesinde hasta takibi yapmanız sorgulanmamaktadır.

Kısacası doçent olmak için sadece yayın performansı göz önünde bulundurulmaktadır.

Tıp hem teorik hem de pratik alanda çalışmayı gerektirir. İyi bir cerrah olmak için teorik bilginiz yanında iyi bir el beceriniz de olmalıdır. Veya dahili alanda iyi bir klinisyen olmanız için yüzlerce farklı hastayı takip ve tedavi etmeniz gerekir.

Eskiden Çin’de doktor seçimi yaparken hangi doktorun evinin çatısında çok bayrak varsa o tercih edilirmiş. Çünkü o zaman her doktor kurtaramadığı hasta için evinin çatısına bir bayrak dikermiş. Doktorun tecrübesi bayrak sayısı ile, diğer bir deyişle uğraştığı ağır hasta sayısı ile ilgili tutulurmuş.

Durum ortada: Bir an önce pratik tecrübe ve beceriyi göz önünde bulunduran sınavlara ihtiyaç var. Aksi takdirde gelecekte ameliyat ve hasta takibi bilmeyen unvanlı kişiler hasta olduğunuzda sizi tedavi etmeye kalkacaktır.