Alzheimer Hastalığı Tip 3 Diyabet Midir?

Alzheimer hastalığının oluşum mekanizması kesin olarak bilinmemekle birlikte Alzheimer hastalığından sorumlu başlıca iki protein, senil plakların yapısındaki beta amiloid ve nörofibriler yumakların yapısındaki tau proteinidir. Hastalığa yol açan en önemli etmenlerden biri çözünür olmayan amiloid çökeltilerin oluşumu, diğeri ise artmış tau fosforillenmesidir.

Diabetes mellitus ve Alzheimer hastalığı nüfusun giderek yaşlanmasıyla beraber görülme sıklığı artan, kronik ve karmaşık yapıda iki hastalıktır. Yaşlı popülasyonda en başta gelen sağlık problemlerinden olan Diyabet ve Alzheimer hastalıkları morbidite ve mortalite nedenlerindendir.

Diyabet hastalarının Alzheimer olma ihtimali, aynı yaştaki sağlıklı kişilere kıyasla 1,5-2 kat daha fazla olup, bu konuda geniş popülasyonlarda yapılmış çok sayıda çalışma mevcuttur. Diyabetin Alzheimer olma riskini artırdığı klinik ya da epidemiyolojik çalışmalar ile gösterilmişse de altında yatan moleküler mekanizmalar henüz aydınlatılamamıştır. Çalışmalarda, insülin direncinin geliştiği ve/veya insülin üretimi azalmış olan hastalarda Alzheimer hastalığı riskinin arttığı gösterilmiştir ve buna dayanarak Alzheimer için “Tip 3 Diyabet” terimi ortaya atılmıştır. İnsülin sinyal sisteminin bozulması ya da insilin direnci gelişmesi; trofik faktörleri ortadan kaldırarak, enerji metabolizmasını bozarak ve asetilkolin homeostazını da içeren, insülinin regüle ettiği genlerin ekspresyonlarını durdurarak nöronların ölümüne neden olmaktadır. Alzheimer patolojisinde, beyindeki insülin sinyal sisteminin ve glukoz metabolizmasının bozulması nörodejeneratif kaskatların temelinde yer almakta ve Alzheimer bu nedenle “Tip 3 Diyabet” olarak anılmaktadır.

Alzheimer hastalarının % 80’inde Tip 2 Diabetes mellitus ya da bozulmuş açlık kan şekeri olduğu bildirilmiştir. Hem Diyabet hem de Alzheimer hastalığında bellek ve davranış gibi fonksiyonlarda rol alan hipokampus ve amigdala gibi beyin bölgelerinin atrofik olduğu bilinmektedir. Her iki hastalığın da beyindeki nörodejenerasyonu şiddetlendirecek ortak patolojik mekanizmalara sahip olduğu ileri sürülmüştür.

Diyabet ve Alzheimer arasındaki ilişkiyi işaret eden klinik ve epidemiyolojik çalışmaların artmasıyla, olası hastalık mekanizmalarını inceleyen deneysel çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Diyabetin bilişsel fonksiyon bozukluğuna ve serebral hasara nasıl neden olduğu, Alzheimer ile ilişkili patolojileri nasıl başlattığı ve ilerlettiği ayrıntılı olarak incelenmiş ve hiperglisemi, vasküler hasar, hipoglisemi ve insülin direncinin en olası patofizyolojik sebepler arasında olduğu bildirilmiştir. Ayrıca, her iki hastalıkta da oksidatif stres, vasküler disfonksiyonlar, amiloidogenez, glukoz ve yağ asidi metabolizmasında bozukluklar oluşmakta ve glikasyona ya da oksidatif modifikasyona uğramış proteinler birikmektedir. Her ne kadar Diyabetlilerde Alzheimer hastalığı görülme sıklığı artmış olsa da aralarında net olarak ortaya konmuş bir neden-sonuç ilişkisi saptanmamıştır. Ancak, Diyabet Alzheimer hastalığı için önemli bir risk faktörüdür.

Günümüzde halen radikal tedavilerinin olmaması hastalara, hasta yakınlarına ve uzun vadede ülkelerin ekonomilerine ağır yük oluşturmaktadır. Bu nedenle Alzheimer hastalığının tedavisi, önlenmesi, seyrinin hafifletilmesi ya da hastaların yaşam kalitesinin artırılması için yeni yaklaşımların geliştirilmesi oldukça önemlidir.

Bugüne dek yapılan çalışmalar, beynin insüline ve dolayısıyla yeterli glukoz ve enerji metabolizmasına ulaşmasındaki sorunun altını çizmektedir. Bu da intranazal insülin uygulaması ile beyin insülin eksikliğinin dışarıdan giderilmesi gibi Alzheimer için yeni tedavi yaklaşımlarının düşünülmesine yol açmıştır. Benzer şekilde, insülin duyarlılığını artıran ilaçlar da Alzheimer hastalığının önlenmesinde ya da tedavisinde umut vermektedir.