DÜNYA

ABD, 80 Yıllık DSÖ Ortaklığını Sona Erdirdi

Amerika Birleşik Devletleri, yaklaşık 80 yıldır sürdürdüğü Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) üyeliğini resmen sonlandırdı.

Karar, küresel sağlık güvenliği, salgınlara hazırlık ve uluslararası iş birliği açısından dünya genelinde geniş yankı uyandırdı.

Göreve başladığı ilk gün imzaladığı başkanlık kararnamesiyle ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin DSÖ’den çekilme sürecini başlattı. Kararnamede, DSÖ’nün COVID-19 pandemisi başta olmak üzere küresel sağlık krizlerinde “yetersiz yönetim” sergilediği iddia edildi. Ayrıca ABD’nin, diğer ülkelere kıyasla “orantısız ve ağır” bir mali yük taşıdığı vurgulandı.

Fonlar Durduruldu, Personel Geri Çekiliyor

Başkanlık direktifi kapsamında, ABD’nin DSÖ’ye yaptığı tüm mali katkılar derhal askıya alındı. Kurum bünyesinde görev yapan Amerikan sözleşmeli personelin farklı görevlere yönlendirilmesi talimatı verilirken, ABD yönetimine gelecekte iş birliği yapılabilecek alternatif uluslararası sağlık kuruluşlarının belirlenmesi görevi de verildi.

Bu adım, DSÖ bütçesinde ciddi bir boşluk oluşmasına yol açarken, küresel hastalık izleme ağları ve acil müdahale mekanizmalarının sürdürülebilirliği konusunda endişeleri artırdı.

DSÖ’den “Kaybeden-Kaybeden” Uyarısı

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, ABD’nin çekilme kararını “kaybeden-kaybeden bir senaryo” olarak nitelendirdi. Ghebreyesus, ABD’nin kendi ulusal sağlık güvenliğinin de küresel iş birliğine doğrudan bağlı olduğunu vurgulayarak, salgın hastalıkların sınır tanımadığına dikkat çekti.

Küresel Sağlık Mimarisinde Büyük Boşluk

Halk sağlığı uzmanları, DSÖ’nün en büyük finansal ve stratejik ortaklarından birinin ayrılmasının, yeni ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların izlenmesi, erken uyarı sistemleri ve pandemi hazırlıkları açısından ciddi bir boşluk oluşturacağı görüşünde birleşiyor. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde yürütülen aşılama, salgın izleme ve kapasite geliştirme programlarının bu karardan olumsuz etkilenebileceği ifade ediliyor.

ABD’nin çekilme sürecinin tamamlanmasının ardından küresel sağlık sisteminin nasıl şekilleneceği ve DSÖ’nün bu boşluğu hangi kaynaklarla dolduracağı ise önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.