19 Mayıs

Bu seneki 19 Mayıs hatırlatmasını yaparken; 19 Mayıs’ın sadece takvim yapraklarından bir gün değil, bir zihniyet ve tam bağımsızlık manifestosu olduğunu vurgulayan, güncel kaygıları ve eleştirileri de kapsayan bir yazı yazmak istedim.

19 Mayıs’ın 107. Yılında Tam Bağımsızlık Sınavı: Kapitülasyonlardan Küresel Kıskaca

19 Mayıs 1919, bir milletin makûs talihini yenmek için Samsun ufuklarından doğan bir güneş olmanın ötesinde; emperyalizmin dişlileri arasında ezilmeye mahkûm edilmiş bir halkın, "Ya İstiklal Ya Ölüm" diyerek tarihin akışını değiştirdiği, eşine az rastlanır bir başkaldırının adıdır. Bugün, 19 Mayıs 2026’da, bu kutlu başkaldırının 107. yılını kutlarken; karşımızdaki tablo sadece törensel bir anma değil, bir asır önce sökülüp atılan prangaların modern biçimlerle nasıl yeniden önümüze sürüldüğünü anlama zorunluluğu vardır.

Modern Kapitülasyonlar - Ekonomik Prangalar

19 Mayıs 1919’un en temel itici gücü, 1.Dünya Paylaşım Savaşının ardından yenik sayılan bir devlet olarak sözüm ona galipler tarafından işgal edilmesinin ötesinde, Osmanlı’nın belini büken, egemenliğini kağıt üzerinde bırakan, kapitülasyonlara karşı duyulan soylu bir öfkeydi. Ancak bugün, 21. yüzyılın dünyasında kapitülasyonlar artık sararmış parşömenler üzerinde değil; "uluslararası yaptırım" tehditlerinde, "Avrupa Birliği uyum süreci" adı altında dayatılan ve milli kimliği aşındıran serbest ticaret düzenlemelerinde saklıdır.

Bağımsızlık için askeri zafer gereklidir. Ancak sadece askeri zafer yeterli değildir; asıl bağımsızlık ekonomik karar alma özgürlüğüdür. Bugün enerji arzında ABD’den LNG alma zorunlulukları, petrol ve doğalgaz boru hatlarının işletme hakları üzerinden kurulan küresel dengeler, bir gecede gümrük muafiyeti uygulanarak ithal edilen ürünlerin yerli üretimi sekteye uğratması ve "serbest bölge" adı altında vergiden muaf tutulan, adeta ülke içinde ülke gibi davranan yapılar, modern dönemin ekonomik imtiyazlarıdır. Teknolojisini güncelleyemediği için zarar eden kurumların özelleştirilme zorunluluğu gibi bir bahane ile elden çıkarılması, bankaların borsaların dış kaynaklı küresel sermayenin elinde oyuncak olması, Avrupa Birliği uyum süreci dayatmalarının neredeyse tamamının uygulanmasına rağmen sudan gerekçelerle kabulümüzün ertelenmesi gibi spekülatif uygulamalar kapitülasyonların hortladığının aşikar kanıtlarıdır.

Aradan geçen bir asırda, Türk Milletinin dünyaya örnek olan anti-emperyalist ruhu, ne yazık ki bugün yerini koruyamamıştır. Hukuktan eğitime, ekonomiden toplumsal dokuya kadar tırnak içinde yeni yöntemlerin piyasaya sürülmesi, sadece bir teslim oluş değil, aynı zamanda geleceğe yönelik ciddi bir tehdittir. Toplumun kolektif hafızası silinerek, bilinç; tam bağımsızlık ülküsü yerine sadece tüketime dayalı alışkanlıklar üzerinden "bağımlı refah" durumuna evrilmiştir.

Üçüncü Dünya Paylaşım Savaşı ve Atom Bombası Gölgesinde İnsanlık

19 Mayıs 1919, Birinci Dünya Paylaşım Savaşı’nın enkazı altından yaralı bir ulusun doğrulup ayağa kalkışını temsil ediyordu. O günün dünyasında süngü ve inanç vardı. Bugün, 19 Mayıs 2026’da ise dünya, tek merkezli küresel gücün elinde oyuncak olmuştur. Etik, ABD’nin İran’a atom bombası atma ihtimalinin tartışıldığı -utanç verici- bir seviyeye gerilemiştir. Üçüncü Dünya Paylaşım Savaşı’nın eşiğinde veya kim bilir belki de içindeyizdir de henüz fark etmemişizdir.

İnsanlığın bilimde ve teknolojide ulaştığı düzeyin, barışı korumak yerine kitle imha silahlarını meşrulaştırmak için kullanılması, modern medeniyetin iflasıdır. Nükleer tehditlerin gölgesinde bir bayram kutlamak, bizlere bağımsızlığın ne kadar kırılgan ve ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. 107 yıl önce Anadolu’dan yükselen anti-emperyalist ses, bugün hala sadece bölge için değil, tüm insanlık için tek kurtuluş reçetesidir.

Dedelerin Mirası - Torunların Sorumluluğu

Bugün 19 Mayıs’ı kutlarken, zamanında yedi düvele direnerek, dünyanın en güçlü ordularının işgalinden kendini kurtaran, tam bağımsızlığını elde etmiş dedelerin torunları olduğumuzu unutmamalı ve bu asil kanın gerektirdiği sorumluluğu omuzlarımızda hissetmeliyiz. 107 yıl önceki o çelikten irade, bugün hala damarlarımızda mevcuttur. Modern kapitülasyonlara, enerji bağımlılığına, içi boşaltılan kurumlara ve nükleer yıkım tehditlerine karşı verilecek en büyük cevap; akılcı ve tam bağımsızlıkçı ruha yeniden sarılmaktır. 19 Mayıs, bir son değil, sonsuz bir başlangıçtır. 107. yılında bu meşale, karanlıkları aydınlatmaya devam edecektir.